Serin bir ekim akşamında oturuyorduk. Belki de kaşınmıştık biraz, durduk yere dert mi arıyorduk acaba ?
“Shell Eco-Marathon varmış, katılalım mı ?” fikriyle devam ettik. Hidrojen… Düşündük, düşündük, düşündük…
“Yaparız ya” dedikten sonra, arkadaşlara haber verip çekirdek kadroyu oluşturduk. İlk düşünce Eco-Marathon’a (EM) katılmaktı.
Araştırılacak çok yer, okunacak çok şey vardı ama zaman da çok sayılırdı. Hani öğrendikçe aslında hiçbir şey bilmediğini anlamak vardır ya, işte öyleydi tamamen bu olay. Çok fazla hesap, çok fazla düşünceye ihtiyaç vardı. Verimlilik yarışıydı sonuçta EM, en hızlı giden değil, en az yakıtla en çok mesafe gidenin kazanması gibi çok hoş ve mücadeleci bir konsepti vardı. İnsanı düşünmeye ve araştırma geliştirmeye itiyordu. Ayrıca hem urban hem prototype kategorileri ile, yarışta geliştirilen deneysel teknolojilerin gerçek hayatta uygulanabilirliğini sağlıyordu. Vay be, basit görünen bir yarış aslında herkese çok yararı dokunacak bir olaydı. Sıfır emisyon ile çevre, teknolojiler ile hayat, düşünce ile insan…
Maddi işler, proje yazımı, araştırmalar, vizeler derken zaman hızla aktı gitti. Arada şanssızlıklar, yanlış anlaşılmalar, işini bilmeyen kişiler yüzünden çok gecikildi. Başvurumuz kabul edilmesine rağmen zaman sıkıntısı EM’ye gitmemize engel olan tek şeydi.
Bu olaylardan sonra hedef mecburen Tübitak Alternatif Enerjili Araçlar Yarışı oldu. Aynı umutla ve aynı istekle ilerlerken, yarış konseptinin EM’nin tam zıttı olduğunu öğrendiğiniz zaman biraz olsun üzüntü oluyor. Yanlış anlaşılmasın, kişisel değil bu üzüntü, ülkemizin durumuna acımak olay…
Shell Eco-Marathon‘un aksine Tübitak’ta amaç en hızlı giden aracı yapmak. Sarfiyata bakan yok, sistemlere bakan yok, çalışmayı takdir eden yok, organizasyon desen o da bulunamıyor. Kurallar ve disiplin desen “O ne ?” diye soracaklar..
EM için seçilen yüksek verimli motor, batarya sistemlerini, çeşitliliği bir kenara bırakıp yüksek güçlü ve torklu motorlara bakmak ihtiyacı vardı artık. Zaten hidrojen yakıt modülü çok iyi(!) bir şekilde uyulan kurallar gereği belli bir limitte olduğundan dolayı seçilecek motorlar da azalıyor. Okul olarak güneş enerjili araç takımımızın başarısından hareketle, öğrencilerin düşünebildiği, iyi fikirlere sahip olduğu, yenilikçi ve mücadeleci olduğu ortada. Bu işe başlarken kendimizden daha azını falan da beklemedik kesinlikle, birinci olmak amacı ile başladık. Motorlar diyorduk, seçilebilecek kabaca 2 çeşit motor var, bunlar standart fırçalı DC motor ile DC hub motor. Hub motor teorik düşünce ile zincir/kayış gibi aktarma organlarına ihtiyaç duymadığı için kısmen daha verimli oluyor. Aksine standart motorda ise, düzgün düşünülmediği ve yapılmadığı takdirde kullanılacak zincirin verim kaybına yol açacağı bilinen bir olay. Devam edelim… Standart DC motorda birçok marka mevcut fakat bunlar arasında PMG göze çarpıyor. Hub motor cephesinde ise solar araçlar için özel olarak üretilen ve piyasada bulunabilecek neredeyse en verimli motor olan Mitsuba ve diğerleri var. Burada diğerleri kısmını açarsak, ihtiyacımız olan güç, tork ve rpm değerleri düşünüldüğünde Mitsuba harici 2-3 seçenek kalıyor. Bu seçenekler de Ankara’da bulunan ve yarıştaki tüm takımların her seferinde hiç iyi anmadıkları bir şirkette mevcut. Bu şirketin sattığı bu “diğer” motorlar ise Çin malı ve kalitesini anlatmama gerek yok kolaylıkla tahmin edersiniz.
Doğal olarak kalite ile maliyet doğru orantılı, Mitsuba ilk sene için bizi fiyat olarak zorlayacağı için iki seçenek arasında kalmıştık, PMG veya Çin malı olacaktı. Tekrar hatırlayalım, PMG zincirli standart, çin ise hub motordu. Maliyet olarak eşitler hatta PMG daha ucuz, bu arada laf arasında PMG’nin Alman malı olduğunu da dile getireyim. Buna ek olarak PMG’nin, şu ana kadar 4 yıl şampiyon olmuş araç tarafından kullanıldığını ve şampiyonluk için uğraşan diğer araçların çoğunda da bulunduğunu da şöyle fısıldamış olayım.
Hangi motorun seçileceği kararı biz öğrencilerin çoğu tarafından PMG yönünden oylanıyor olsa da sayın hocamız, zincirin çok fazla verim düşüreceğini, zincir sisteminin yapılmasının çok zor ve uğraştırıcı olduğunu, herhangi bir aksilik durumunda tamirin zor ve aslında bu sene amacımızın birincilik değil de sadece katılıp yarışabilmek olduğunu söyleyerek çin motoru konusunda karar aldı. Yeni kurulan bir takımda öğrencilere karşı bir güvensizlik ve başaramayacaklarını düşünmek olası tabii ki. Neyse, baştan beri yüksek olan hedeflerimizden aşağı doğru çekilmek, neyse…
Motor konusunu kapayalım.
Diğer ekipmanlara gelirsek, kurallar gereği çoğu takımın neredeyse aynı malzemeleri kullanması gerekiyor. Ayırt edici kısımlar mekanik işçilik kalitesi, aerodinamik dizayn ve yine yazıyorum ama motor oluyor siz de takdir edersiniz ki.
Recent Comments